Sevgili okurlar,
“Hastalıklarda Beslenme Serisi” yazı dizimizin son konusuyla birlikte bugün sizlerle önemli bir başlığı daha ele alarak serimizi tamamlıyoruz. Sindirim sistemi hastalıkları, günlük yaşam kalitesini en çok etkileyen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hazımsızlık, şişkinlik, reflü, gastrit, bağırsak hastalıkları… İster hafif ister kronik olsun, hepsi beslenmeyle çok yakından ilişkili. Bugün sizlerle hem bu hastalıkların temel özelliklerini hem de bilimsel araştırmalar ışığında beslenmenin tedavideki yerini konuşacağız.
Sindirim sistemi; ağızdan başlayıp anüse kadar uzanan karmaşık bir yolculuktur. Midemiz, karaciğerimiz, safra kesemiz, ince ve kalın bağırsaklarımız bu sistemin bir parçasıdır. Dolayısıyla bu yapıların herhangi birinde ortaya çıkan bozukluk, sindirim sistemi hastalıkları başlığı altında değerlendirilir.
Bugün en sık gördüğümüz sindirim sistemi hastalıklarından bazıları şunlardır:
Her birinin beslenme ile çok güçlü bir ilişkisi bulunur. Çünkü sindirdiğimiz her besin, doğrudan bu dokularla temas eder. Bu nedenle tedavide beslenme çoğu zaman en az ilaç kadar önemli bir rol oynar.
Sindirim sistemi hastalıklarında tanı süreci genellikle şu adımları içerir:
Doktor, kişinin semptomlarını (mide yanması, karın ağrısı, şişkinlik, dışkı düzeni değişiklikleri vb.) değerlendirir. Belirtilerin süresi, tetikleyici durumlar ve aile öyküsü tanıda önemli veriler sunar.
Kan testleri, inflamasyon göstergeleri, vitamin-mineral düzeyleri, karaciğer enzimleri gibi parametreler değerlendirilir.
Özellikle gastrit, ülser, reflü ve çölyakta altın standart yöntem gastroskopidir.
Crohn ve Ülseratif Kolit gibi bağırsak hastalıklarında kolonoskopi kullanılır.
Örneğin çölyak hastalığında tanı için ince bağırsak biyopsisi şarttır.
IBH’de de inflamasyonun derecesi ve tutulumu biyopsi ile değerlendirilir.
Laktoz intoleransı veya SIBO için kullanılan nefes testleri tanı koymada hızlı ve güvenilir yöntemlerdir.
Bağırsak florası dengesizlikleri, inflamasyon belirteçleri ve enfeksiyonlar dışkı tahliliyle tespit edilir.
Gördüğünüz gibi, sindirim sistemi hastalıklarında tanı oldukça kapsamlıdır ve çoğu zaman birden fazla yöntemin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Sindirim sistemi hastalıklarında beslenmenin rolü artık sadece “destekleyici” olarak görülmüyor. Modern tıp, özellikle son 10 yılda yapılan araştırmalarla beslenmenin tedavinin merkezinde olduğunu vurguluyor.
Bilimsel çalışmalar bunu net şekilde ortaya koyuyor:
Bu araştırmaların ortak sonucu şudur:
Sindirim sistemi hastalıklarında beslenme; tedavinin bir parçası değil, çoğu zaman tedavinin kendisidir.
1) Gastroözofageal Reflü (GERD)
Reflü, mide içerisindeki asidin yemek borusuna geri kaçmasıdır. En sık neden, alt özofagus sfinkterinin gevşemesidir.
Beslenmede Nelere Dikkat Edilmeli?
Çeşitli klinik çalışmalar, asit yükünü azaltan beslenme modelinin reflü semptomlarını ilaçsız bile belirgin şekilde hafiflettiğini göstermektedir.
2) Gastrit ve Peptik Ülser
Gastrit mide duvarının iltihaplanmasıdır. Ülser ise mide veya ince bağırsağın başlangıç bölümünde yara oluşmasıdır.
Beslenme Önerileri
Araştırmalar, mide duvarı onarımının özellikle düzenli lif alımıyla daha hızlı gerçekleştiğini göstermektedir.
3) İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS)
IBS, bağırsak hareketlerinin düzensizliği ile karakterize, fonksiyonel bir bağırsak hastalığıdır.
Beslenmede Önemli Noktalar
Birçok klinik çalışma, bu yaklaşımın şişkinlik ve ağrıyı belirgin şekilde azalttığını göstermiştir.
IBS’nin psikolojik boyutu da önemlidir; bağırsak-mikrobiyota-beyin ekseni üzerinde birçok araştırma bunu doğruluyor.
4) İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları (Crohn – Ülseratif Kolit)
Bağışıklık sisteminin bağırsak mukozasını sürekli olarak iltihaplandırdığı kronik hastalıklardır.
Beslenmenin Rolü
Beslenme, IBH hastalarının yaşam kalitesini belirleyen en kritik faktörlerden biridir.
5) Çölyak Hastalığı
Çölyak; gluten adlı proteinin ince bağırsakta bağışıklık tepkisine yol açmasıyla ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır.
Beslenme Esastır
Gluten diyetten tamamen çıkarılmadıkça hastalık hiçbir şekilde iyileşmez.
6) Gluten Hassasiyeti (Non-Çölyak Gluten Duyarlılığı)
Çölyak olmadığı hâlde gluten tüketince şişkinlik, baş ağrısı, karın ağrısı yaşayan kişilerde görülür.
Beslenme
Araştırmalar, hassasiyetin bağışıklık yanıtından çok bağırsak bariyeri ile ilişkili olduğunu düşündürüyor.
7) Laktoz İntoleransı
Laktozu parçalamaya yarayan laktaz enziminin azalması sonucu gelişir.
Beslenmede Dikkat Edilecekler
Bilimsel çalışmalar, küçük porsiyonlarda laktozun çoğu birey tarafından tolere edilebildiğini gösteriyor.
8) Safra Kesesi Hastalıkları
Safra akışının bozulması veya safra taşları sindirimi etkiler.
Beslenme İlkeleri
9) Kabızlık ve İshal
Sindirim sistemi dengesinin en hassas göstergeleridir.
Kabızlıkta Beslenme
İshalde Beslenme
Mikrobiyota, sindirim sistemi hastalıklarının neredeyse tamamında anahtar bir rol oynar.
Nature Reviews Gastroenterology & Hepatology dergisinde yayınlanan çalışmalar, mikrobiyotadaki bozulmanın (disbiyozis) IBS, IBH, çölyak ve hatta reflüde bile rol oynayabileceğini göstermektedir.
Beslenme mikrobiyotayı:
Bu nedenle tedavide beslenme, mikrobiyota üzerinden doğrudan bir iyileşme sağlar.
Sindirim sistemi hastalıklarında beslenme sadece “diyet” anlamına gelmez.
Bu bir yaşam tarzıdır:
Hepsi sindirim sisteminin çalışmasını doğrudan etkiler.
Unutmayın, sindirim sistemi aslında vücudun merkezi gibidir.
Sindirim iyiyse; enerji, bağışıklık, uyku ve ruh hâli bile iyidir.
Bu seri boyunca sizlerle farklı hastalıkların beslenme örüntülerini konuştuk.
Bugün ise serimizi sindirim sistemi gibi kapsamlı ve hayati bir konuyla tamamlıyoruz.
Hastalıklarda beslenmenin ne kadar güçlü bir tedavi aracı olduğunu unutmayın.
Doğru beslenme çoğu zaman ilk ilacımızdır.
Dyt. Melina Ezgi Tosun
Kaynak: Bihaber.TR köşe yazarı Dyt. Melina Ezgi Tosun

Türkiye ve dünya gündemindeki sıcak gelişmeleri okuyucularına tarafsız ulaştırmayı hizmet kabul eden haber platformu.