Gözler Üzerinizde Olabilir: Kameralı Gözlükler Özgürlük mü, Yoksa Dijital Bir Hapishane mi?
Teknoloji dünyası, akıllı telefonlardan sonraki en büyük devrimini “giyilebilir teknolojiler” ile yaşıyor. Ancak bu devrimin en tartışmalı üyesi olan kameralı gözlükler, sadece bir aksesuar olmanın ötesine geçerek toplumsal yaşamın etik sınırlarını zorluyor. 2026 yılı itibarıyla yapay zekâ destekli yazılımlar ve anlık paylaşım özellikleriyle donatılan bu cihazlar, “Biri bizi gözetliyor mu?” sorusunu her zamankinden daha gerçekçi kılıyor.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, hayatın her alanına sızan bu cihazların sunduğu yaratıcı fırsatlar ile yarattığı gözetim riskleri arasındaki ince çizgiyi değerlendirdi.
Kameralı gözlükler; dahili kameralar, hassas mikrofonlar, Wi-Fi/Bluetooth bağlantıları ve sensörlerle sıradan bir gözlük çerçevesine koca bir dünyayı sığdırıyor. Prof. Dr. Algül, bu cihazların diğer kameralardan ayrılan en kritik özelliğinin “kullanıcının gözünden” kayıt yapabilmesi olduğunu vurguluyor.
Bu durum, içerik üreticileri için eşsiz bir perspektif sunarken; cihazın bir kamera olduğunun dışarıdan fark edilmemesi, çevredeki bireylerin rızası dışında bir “kayıt öznesi” haline gelmesine yol açıyor.
Uzmanlar, kameralı gözlüklerin yaygınlaşmasını sadece teknik bir ilerleme olarak görmüyor. Prof. Dr. Algül, bu durumu iki önemli kavramla açıklıyor:
Michel Foucault ve Sürekli Gözetim: Bireylerin her an izleniyor olabileceği hissiyle davranışlarını kısıtlaması.
Shoshana Zuboff ve Gözetim Kapitalizmi: Gündelik hayatın her anının veriye dönüştürülüp ticarileştirilmesi.
Kameranın varlığının gizlenmesi, kamusal alanı rızasız bir veri toplama merkezine dönüştürme riski taşıyor.
Türkiye’de yürürlükte olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), kameralı gözlük kullanıcılarını doğrudan ilgilendiriyor. Prof. Dr. Algül’e göre, bu cihazlarla alınan yüz görüntüleri ve ses kayıtları sadece kişisel veri değil, “özel nitelikli kişisel veri” (biyometrik veri) statüsünde değerlendirilebilir.
Hukuki Sorumluluklar:
Açık rıza almadan kayıt yapmak idari ve cezai yaptırımlara yol açabilir.
Özel alanlarda (ev, hastane, okul gibi) izinsiz kayıt yapılması kişilik haklarının ihlalidir.
Görüntülerin sosyal medyada “bağlamından koparılarak” paylaşılması itibar kaybı ve dijital linç davalarına konu olabilir.
Teknolojik ilerleme, ne yazık ki toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve çocuk güvenliği konularında yeni açıklar yaratabiliyor. Prof. Dr. Algül, bu cihazların habersiz görüntü alma ve takip amacıyla kötüye kullanılabileceği konusunda uyarıyor. Kadınlar ve çocuklar için dijital taciz riskinin artması, teknolojinin etik ve güvenlik perspektifiyle yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor.
Eğer bir kameralı gözlük kullanıcısıysanız veya çevrenizde bu cihazları kullananlar varsa Prof. Dr. Algül şu uyarılarda bulunuyor:
Görünür Olun: Kayıt aldığınızı mutlaka belirtin veya cihazın kayıt ışığının aktif olduğundan emin olun.
Alan Seçimi: Kalabalık kamusal alanlarda ve mahremiyetin ön planda olduğu özel mekanlarda çekim yapmaktan kaçının.
Rıza Alın: Birinin görüntüsünü paylaşmadan önce mutlaka açık rızasını alın.
İtiraz Hakkı: Birinin sizi rızanız dışında kaydettiğini fark ederseniz; önce kişiyi uyarın, kayıtların durdurulmasını isteyin ve gerekirse KVKK veya kolluk kuvvetlerine başvurun.
1. Kameralı gözlükle sokakta birini çekmek suç mu? Hukuken, kamusal alanda bulunmak mahremiyetin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kişinin rızası olmadan, odak noktası o olacak şekilde kayıt yapmak ve bu kaydı paylaşmak KVKK ve Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebilir.
2. Kayıt ışığı olmayan bir gözlük kullanmak yasal mı? Birçok ülkede ve Türkiye’deki etik tartışmalarda, kayıt yapıldığına dair bir uyarıcı (ışık, ses vb.) bulunmayan cihazlar “gizli çekim aygıtı” olarak sınıflandırılabilir. Bu durum, cihazın kullanımını hukuki açıdan çok daha riskli hale getirir.
3. Birinin beni gizlice kaydettiğini anlarsam ne yapmalıyım? Kişiyi uyararak kaydı silmesini talep edin. Eğer durum devam ederse veya görüntülerinizin paylaşıldığını fark ederseniz, ekran görüntüleri veya tanıklarla birlikte Cumhuriyet Savcılığı’na veya Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na (KVKK) şikayette bulunabilirsiniz.
4. Bu gözlüklerle çekilen videoları YouTube veya Instagram’da paylaşmak serbest mi? Görüntüde yer alan ve kimliği belirlenebilir olan her bireyden izin almanız gerekir. Aksi halde “Kişilik Haklarının İhlali” nedeniyle tazminat davalarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Özellikle çocukların görüntülerinin paylaşılması çok daha katı kurallara tabidir.
5. Gözlüklerin yapay zekâ desteği ne anlama geliyor? Bazı modeller, baktığınız kişiyi yüz tanıma sistemleriyle eşleştirebilir veya tabelaları anlık çevirebilir. Yüz tanıma özelliği, veritabanındaki bilgilerle eşleşme yaptığı için en yüksek seviyede mahremiyet ihlali riski taşıyan özelliktir.
Kaynak: habergalerisi.tr
Sizce bir teknoloji marketinden kolayca satın alabildiğimiz bu gözlükler, gelecekte toplumsal güveni tamamen ortadan kaldırabilir mi? Yoksa her an kayıt altında olma düşüncesine zamanla alışacak mıyız? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!

Türkiye ve dünya gündemindeki sıcak gelişmeleri okuyucularına tarafsız ulaştırmayı hizmet kabul eden haber platformu.