“Diyet” kelimesini duyduğumuzda çoğumuzun aklına salata, sebze, tam tahıllar gelir. Oysa günümüzde bambaşka bir yaklaşım gündemde: Carnivore Diyeti. Yani sadece etle beslenmek. Evet yanlış duymadınız, sebze yok, meyve yok, baklagil yok, hatta çoğu versiyonda süt ürünleri bile yok. Sadece et, yumurta ve su…
Kulağa çarpıcı geliyor değil mi? Danışanlarımdan da bu ara sıkça duyuyorum: “Hocam carnivore diyet yapanlar çok hızlı kilo veriyormuş, denesem mi?” İşte bu noktada hem bir sağlık profesyoneli hem de gerçek yaşamdan örnekler gören bir diyetisyen olarak konuyu tüm boyutlarıyla bilimsel araştırmalarla masaya yatırmak şart oluyor. Çünkü her moda diyet gibi, carnivore de insanları cezbediyor ama ardında birçok soru işareti bırakıyor.
Peki bu diyet gerçekten sağlıklı mı, sürdürülebilir mi, yoksa sadece popüler kültürün bize sunduğu bir başka uç nokta mı? Gelin birlikte detaylıca konuşalım.
En basit haliyle carnivore diyeti, sadece hayvansal ürünlerle beslenmek demek. Yani et, tavuk, balık, yumurta, bazı süt ürünleri… Bu diyetin katı versiyonunda ise süt ve süt ürünleri bile yer almıyor; tamamen et ve su ile devam eden bir beslenme tarzı söz konusu.
Birçok savunucusu, bu diyetin kökenini “atalarımızın beslenme şekline dönüş” olarak tanımlıyor. “Paleolitik dönemde insanlar çoğunlukla hayvansal ürünlerle besleniyordu” argümanı sıkça öne sürülüyor. Ancak işin bilimsel tarafında bu görüş biraz tartışmalı. Çünkü arkeolojik ve antropolojik veriler bize, insanoğlunun hem bitkisel hem hayvansal kaynaklardan beslendiğini gösteriyor.
Carnivore diyeti, karbonhidratı tamamen devreden çıkarıyor. Yani ekmek, makarna, sebze, meyve, baklagil… Hiçbiri yok. Sonuç olarak sadece protein ve yağ odaklı bir tablo çıkıyor.
Peki insanlar neden bu kadar radikal bir beslenme biçimini tercih ediyor? Aslında bunun birkaç sebebi var:
Her beslenme modelinin bazı olumlu yanları olabilir. Carnivore diyet için de bunu görebiliyoruz.
Ancak burada kritik bir parantez açalım: “avantaj” dediğimiz şeyler genellikle kısa vadelidir. Uzun vadede tablo tamamen değişebilir.
Diyetisyen gözüyle baktığımda, carnivore diyeti riskleri daha fazla olan bir model. İşte bazı önemli noktalar:
Sebze, meyve ve tam tahılların tamamen çıkarılması, bağırsak sağlığını olumsuz etkiliyor. Lif alımı sıfıra yakın olduğu için kabızlık kaçınılmaz hale geliyor. Ayrıca bağırsak mikrobiyotası çeşitliliği ciddi anlamda azalıyor.
Doymuş yağ ve kolesterol alımının çok yüksek olması, uzun vadede damar sertliği ve kalp hastalıkları riskini artırabilir. “Kimi çalışmalarda bu risk görülmüyor” dense de, geniş kapsamlı ve uzun süreli araştırmalar henüz yeterli değil.
Aşırı protein alımı, özellikle böbrek fonksiyonu sınırda olan bireylerde ciddi sorunlara yol açabilir. Protein metabolizmasının yan ürünü olan üre, böbreklere ekstra yük bindirir.
Bir süre et ağırlıklı beslenmek cazip gelebilir ama hayat boyu bu şekilde beslenmek gerçekçi değil. Sosyal hayat, ekonomik koşullar ve psikolojik doyum açısından sürdürülebilirliği çok zayıf.
Şu an carnivore diyeti üzerine yapılan kapsamlı, uzun dönemli klinik çalışmalar çok sınırlı. Çoğu kanıt anekdotlardan, yani kişisel deneyimlerden ibaret.
Yani elimizdeki veriler “kesin kanıt” için yetersiz. Bu da carnivore diyetin bilimsel açıdan temkinle yaklaşılması gereken bir model olduğunu gösteriyor.
Sosyal medyada bu diyeti uygulayanların paylaşımlarına baktığınızda hep “mucizevi” sonuçlar görüyorsunuz. Ancak unutmayalım: her bireyin metabolizması farklıdır. Birine iyi gelen şey, diğerine zarar verebilir.
Örneğin, gluten intoleransı olan bir kişi bu diyetle rahatlama yaşayabilir. Ama aynı kişi uzun vadede kalp sağlığını tehlikeye atabilir. Dolayısıyla sadece “iyi hissettim” demek, bu diyetin güvenilir olduğunu kanıtlamaz.
Sağlıklı beslenme dediğimiz şey aslında çeşitliliktir. Her besin grubunun kendine özgü bir rolü vardır. Sebzeler lif ve vitamin sağlar, meyveler antioksidan sunar, tam tahıllar bağırsak dostudur, etler ve süt ürünleri protein kaynağıdır.
Carnivore diyeti bu çeşitliliği tamamen ortadan kaldırıyor. Yani doğanın sunduğu dengeyi bozuyor.
Evet, kısa vadede hızlı kilo verdirir. Evet, bazı semptomları azaltabilir. Ama uzun vadede vücuda zarar verme riski çok yüksek. Dolayısıyla bu diyeti sağlıklı bireylere önermek mümkün değil. Özellikle kalp-damar hastalığı, böbrek sorunu, sindirim sistemi hassasiyeti olanlarda risk katlanıyor.
Benim önerim: Carnivore diyeti yerine, daha dengeli ama yine düşük karbonhidratlı bir yaklaşım tercih etmek. Örneğin Akdeniz tipi beslenme, hem sağlıklı hem sürdürülebilir bir model sunuyor.
Köşemi bitirirken danışanlarımdan sık duyduğum bir cümleyi sizinle paylaşmak isterim: “Hocam ben bu diyeti denedim, başta harika hissettim ama sonra halsizlik, kabızlık ve sinirlilik başladı.” İşte bu cümle aslında carnivore diyetin özeti gibi. Başlangıçta cazip, uzun vadede ise yorucu ve riskli.
Evet, bazı bireylerde kısa süreli faydaları olabilir. Ama insan bedeninin gerçeği, çeşitlilik ve denge üzerine kuruludur. Meyve, sebze, tam tahıl, baklagil… Bunları yok saymak, sağlığımızı yok saymakla eşdeğerdir.
Benim mesleki ve insani tavsiyem şu: Hangi diyet trendi moda olursa olsun, siz hayat boyu sürdürebileceğiniz, sağlığınızı uzun vadede destekleyecek bir beslenme tarzı seçin. Bazen en basit yöntem en sağlıklısıdır: Akdeniz tipi beslenme, bol sebze, dengeli protein, yeterli karbonhidrat ve sağlıklı yağlar.
Unutmayalım, sağlıklı yaşam “tek tip” beslenmeyle değil, sürdürülebilir ve çeşitliliğin uyumuyla mümkündür.
Dyt. Melina Ezgi Tosun
Kaynak: Bihaber.TR & HaberGalerisi.TR köşe yazarı Melina Ezgi Tosun
Türkiye ve dünya gündemindeki sıcak gelişmeleri okuyucularına tarafsız ulaştırmayı hizmet kabul eden haber platformu.