Bilgi

  • DOLAR
    $1.211,0200
  • EURO
    $0,2732
  • ALTIN
    $35.186,0000
  • BIST
    1,2081
Metin Aydoğan
Metin  Aydoğan
maydogan@haberleras.com
19 Mayıs 1919 Özgürlüğün Şafağı
  • 19 Mayıs 2020 Salı
  • +
  • -

Başarılı olabilmek için, büyük bir irade gücüne, nitelikli düşünsel donanıma ve sınırsız bir yurt sevgisine gereksinim vardı. Bu nitelikler, ‘doğal sürükleyici bir güç’ olarak onun yaradılışında bulunuyordu. Aynı nitelikler, yoksul ve eğitimsiz görünen Türk halkının mayasında vardı. İnançlı bir yurtseverin yapması gerekeni yapacak; kendi gücünü, kaynağı olan millet gücüyle birleştirerek ülkesini kurtaracak bir eyleme; ulusal bağımsızlık eylemine girişecekti. Bu girişim, kendi adına bir şey istemeyen, ‘şan ve şeref peşinde koşmayan’, yalnızca ‘geleceğin Türkiyesi üzerinde tasarladığı yapıcı düşüncelere’ yönelmiş olan bir yurtseverin tutkulu eylemiydi.

19 Mayıs 1919 Özgürlüğün Şafağı

Ülkeye Adanan Bir Yaşam

Otuz sekiz yaşında, rütbelerini savaş alanlarında kazanmış genç bir general, kendine ve halka güvenen bilinçli bir yurtsever, usta bir savaşçıydı. Kesin kararlıydı ve her şeyi göze almıştı. ‘Türk yurdunu’ ya kurtaracak ya da bu uğurda ölecekti.

Amacını ve izleyeceği yolu genç yaşta belirlemişti. Subaylığa başlarken, Harp Okulu’nda; “benim; amaçlarım, üstelik çok yüce amaçlarım var. Bunlar; makam elde etmek, manevi zevklere erişmek ya da para kazanmak gibi şeyler değildir. Amaçlarım gerçekleştiğinde, yurduma yararlı olmanın mutluluğunu yaşayacağım. Hayatım boyunca tek ilkem, bu ülkü olacaktır. Yürüyeceğim yolu, çok genç yaşta seçtim, ama son nefesime kadar bu yoldan ayrılmayacağım” demiş1 ve bu söze sadık kalmıştı.

Dağılmayla karşı karşıya kalan Türkiye’nin, şimdi her zamankinden çok ona gereksinim duyduğunu düşünüyor, kendine verdiği söz yolunda harekete geçiyordu.

Yüksek Nitelik

Ülkeyi ve halkı tanıyor, dünyayı ve dünya olaylarını da doğru kavrıyordu. Kültürel gelişkinliğe bağlı yorum ustalığı; yönünü, geçeceği yolları ve olası gelişmeleri, önceden biliyormuşçasına görmesini sağlıyordu. Dostlarının olduğu kadar düşmanlarının da adeta ‘ruhunu okuyan’ ve bilinçle oluşturulan bir sezgi gücüne, sıradışı bir öngörü yeteneğine sahipti.

Her zaman dengeli bir gerçekçilik içindeydi. Uygulama olasılığı olmayan istemlere, aşırı yönelmelere asla izin vermiyordu. Düşüncelerini açıklamada acele etmiyor zamanı, koşulları ve ilişkiler düzenini dikkate alarak, neyi ne zaman yapacağını biliyordu. Nesneldi ve “toplumu kendi düşündüğüm, hayal ettiğim, tasarladığım bir takım his ve düşüncelerin peşinde sürüklemek amacında değilim. Allah beni böyle bir hatadan korusun”2 diyecek kadar düşünsel olgunluğa erişmişti.

Savaşın kazanılması için, silahın şart, ancak yetmez olduğunu biliyor, gerçek zaferin düşünce birliğine ulaşmış insanlarla kazanılacağına inanıyordu. Düşünce birliği ise ona göre ancak özgür düşünce ve örgütlü birlikteliklerle sağlanabilirdi. Yüzyılların tutucu geleneklerini yaşayan, geri ve eğitimsiz bir toplumda bunu başarmak, çok güç bir işti.

İnanç Sağlamlığı, Kararlılık

“Bütün yurdun ve koskoca bir ulusun ölüm kalımı söz konusuyken, vatanseverim diyenlerin kendi geleceklerini düşünmelerine yer var mıdır” diyor3, arkadaşlarına izleyeceği ve onların da izlemesini istediği yol konusunda şunları söylüyordu: “Hiçbir zaman baş eğmeyeceğiz. Tuttuğumuz yolda sonuna kadar yürüyeceğiz. Hiçbir şartta teslim olmayacağız ve başarılı olmaya çalışacağız. Yerli ya da yabancı düşman karşısında haklarımızı savunacağız. Son vardığımız sınırda, eğer yenme umudumuz kalmamışsa, bir Türk bayrağının altına sığınıp orada istiklâl uğrunda can vereceğiz”.4

Çevresine yalnızca sözleriyle değil, tutum ve davranışlarıyla da örnek oluyordu. Ulusal eyleme katılması için kimseyi zorlamıyor, herkesin özgürce karar vermesini istiyordu. Ona göre, amaç yönünde karşılaşılacak güçlükler, ancak gönüllü katılımların çıkarsız dayanışmasıyla aşılabilirdi. Çatışma ve tehlike dolu bu yola girmek isteyenler, sonuçlarına katlanmaya hazır olmalı gerektiğinde ölümü göze almalıydılar.

Halka Ulaşma

Samsun’dan Ankara’ya dek altı ay boyunca dolaştığı Anadolu’da; yalnızca kongreler, bildiri ve yönergeler, telgraf yazışmaları ve örgütlenme işleriyle uğraşmadı. Köyleri, kasabaları ve kent merkezlerini dolaştı. Ev, okul, kahve, kışla ve devlet binalarında; köylüler, öğretmenler, din adamları, gençler ve subaylarla görüştü. Ülkenin geleceğinden kaygı duyan ancak ne yapması gerektiğini bilmeyen insanlara umut ve güç verdi.

Halkı etkiliyor ve ondan etkileniyordu. Toplumsal yapıya biçim veren özdeğerlere dayandığı için halk onu anlıyor ve çağrısına katılıyordu. Türk halkının en yoksul döneminde bile yok olmayan yurda bağlılık tutkusu, inancını pekiştiriyor, kararlılığını arttırarak direnme gücünü yükseltiyordu.

Yunan İşgali, Ermeni Cumhuriyeti

Kişisel hazırlığının yanı sıra, o aşamada amacına hizmet eden iki somut gelişmeyle işe başladı. Anlaşma (İtilaf) Devletleri’nin desteğinde Yunanlılar’ın İzmir’i işgal etmesi ve İngilizlerin Kafkaslar’da, sınırları Türk topraklarına taşan bir Ermeni Cumhuriyeti kurması. Bu iki gelişme, Türk halkında uyarıcı etki yaptı ve büyük bir tepkiye neden oldu. Batı’daki Yunan katliamı ve Doğu’daki Ermeni saldırganlığı öğrenildikçe tepkiler arttı, devreye Mustafa Kemal girince öfke örgütlenmeye yöneldi.

Onun gittiği her yerde milli duygularda yükseliş, devrimci bir direnme ruhu oluşuyordu. İzmir’den, kışlalarında öldürülen savunmasız subayların, yakılan köylerin ve toplu öldürmelerin haberleri geliyordu. Devlet kurmaya yönelen Ermenilerin, şımartılmış Pontuslu Rumların eylemleri yayılıyordu.

Türk halkı yüzlerce değil, belki de binlerce yıl hiç görmediği bir aşağılanmayla karşı karşıyaydı. ‘Bellerine fişekler dolamış, kara giysileriyle Rum çeteciler’5; Kocaeli’nden Hopa’ya dek yol kesiyor, Müslüman köylere saldırıyor, ‘Türk öldürmeyi’ övünç nedeni sayıyorlardı. Silahsızlandırılmış Türklerin elinden bir şey gelmiyordu. İngilizler, ‘karışıklıkların nedeni sayarak Türkler’in silahlarına el koymuş, Rumlar’ın silahlarına dokunmamıştı’.6

Devamı: https://kuramsalaktarim.blogspot.com/2020/05/19-mayis-1919-ozgurlugun-safagi.html#more

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM